Danışmanlık süreçlerimizde en zorlandığımız durum patronların gelişim alanlarıyla ilgili konularda yüzleşmek istememeleri. Gözlemlerim sonucunda ulaştığım sonuçları sizlerle de paylaşmak isterim.
Kontrol Kaybı Korkusu Birçok yönetici için en görünmeyen ama en güçlü kaygılardan biri kontrolün zayıflamasıdır. Gerçek tablo çoğu zaman şu sinyalleri içerir: Çalışanların sessiz kalması Orta kademe yöneticilerin bilgiyi filtrelemesi Performans raporlarının gerçeği tam yansıtmaması Bir danışman bu tabloyu ortaya koyduğunda, durum bir gelişim fırsatı olarak değil, otoritenin zayıfladığına dair bir işaret gibi algılanabilir. Tepe Yönetici Yalnızlığı Üst düzey yöneticiler çoğu zaman gerçek geri bildirim almakta zorlanırlar. Bunun temel nedeni çevrelerindeki insanların çoğunlukla uyumlu davranmayı tercih etmesidir. Çalışanlar risk almak istemez. Yöneticiler sorunları yumuşatarak aktarır. İnsanlar pozisyonlarını korumayı öncelik haline getirir. Bu durum zamanla yöneticinin zihninde şöyle bir algı oluşturabilir: Herkes uyumluysa sorun yoktur. Bu nedenle danışman, çoğu zaman sistemdeki ilk uyumsuz sesi temsil eder. Sistem refleksi de burada devreye girer: inkâr, rasyonalizasyon, mesajı değersizleştirme veya danışmanı olumsuz bir etiketle tanımlama. Başarı Körlüğü Özellikle büyüme yaşamış şirketlerde sık görülen bir durum da başarı körlüğüdür. Şirket belirli bir noktaya gelmişse, çoğu zaman kullanılan yöntemlerin doğru olduğu varsayılır. Oysa bazı durumlarda büyüme; güçlü sistemlerden değil, pazarın büyümesinden veya dönemsel fırsatlardan kaynaklanmış olabilir. Bu gerçeği kabul etmek, başarı hikâyesinin yeniden yorumlanmasını gerektirir. Bu da psikolojik olarak oldukça zor bir süreçtir. Gerçeklerin Getirdiği Değişim Zorunluluğu Bir organizasyon gerçeği kabul ettiğinde, doğal olarak değişim ihtiyacı ortaya çıkar. Bu değişim bazen yapının dönüşmesini, bazen insanların değişmesini, bazen de liderlik yaklaşımının yeniden şekillenmesini gerektirir. Tüm bunlar ise beraberinde çatışma, enerji kaybı ve belirsizlik getirir. Bu nedenle insan zihni çoğu zaman doğru olanı değil, daha konforlu olanı tercih eder. Danışman Algısı Danışmanların temel rolü görünmeyeni görünür kılmaktır. Ancak bu durum bazı liderler için güç alanlarının sorgulandığı bir süreç gibi hissedilebilir. Denetlenme hissi, yargılanma duygusu veya otoritenin sorgulandığı düşüncesi ortaya çıkabilir. Bu nedenle mesajın içeriğinden çok, yarattığı psikolojik etki ön plana çıkar. Sonuç Patronlar çoğu zaman gerçeği reddetmez. Aslında reddedilen şey, gerçeğin yarattığı tehdit algısıdır. Her bilgi şu soruların filtresinden geçer: Kimliğim tehdit altında mı? Kontrolüm azalıyor mu? Başarı hikâyem zarar görüyor mu? Değişmek zorunda kalacak mıyım? Bu soruların cevabı “evet” ise, zihin çoğu zaman gerçeği değil rahatlığı seçer. Bizim rolümüz ise tehdit oluşturmak değil; organizasyonun geleceğini, en az kurumun kendisi kadar önemseyen bir çözüm ortağı olarak gerçeği görünür kılmaktır.